Radye Temel (Radye Jeneral)

Radye Temel (Radye Jeneral)


Temel kazılır, kayalarla, taşlarla pekiştirilir. Üzerine ince bir beton dökülerek düzeltilir. 
Bunun da üzerine 14'lük tabir edilen kalın demirlerin bağlantıları yapılarak kanaviçe gibi alttan, üstten ve yanlardan örülerek 60-70 cm kalınlığında demir-çelik yığını haline getirilir. 

Bu çelik yığını içine kuvvetlendirilmiş beton dökülmek suretiyle büyük bir beton kütle meydana getirilir. Şayet bir ucundan çok güçlü manivelarla kaldırılmak istenirse, ortasından bükülüp kırılmadan üstündekilerle birlikte komple kalktığı görülecektir. 

Bu çelik kütlenin içine, 5 katlı bir binada kullanılacak bütün demirler kadar demir kullanılır. Bu sebeple deprem dalgaları, radye temeli ve üzerindeki duvarları komple kaldırıp indirir. Temelde bir bükülüp kırılma olmaz. Bu sebeple üzerindeki duvarlarda birbirlerinden ayrılma veya birbirinin içine geçme gibi bir hadise oluşmaz. 
Ayrıca radye temel, dış duvarların oturduğu alandan yaklaşık 1 m. kadar daha geniş atılır. Mesela 100 m2'lik bir dairenin tabanına yaklaşık 140 m2'lik temel atılarak, binanın ağırlığının her tarafa eşit yayılması sağlanır. 

Radye temel kalınlığı yönetmeliklerde belirlenmiştir.Kirişli olarak projelendirilen radye temellerde radye döşeme kalınlığı 20 cm den az olamaz.(Bina cinsi türü ağırlığı vb durumlara göre değişir.)Kirişsiz olarak imal edilecek radye döşemelerde minimum radye kalınlığı 30 cm olmalıdır. Ayrıca kirişsiz radye döşemeler de zımbalama tahkiki ihmal edilmemelidir.
Radye temelin kullanımı sadece zemin emniyet gerilmesine bağlı olarak düşünülmemelidir.Örneğin zeminde şişme problemi varsa ters kirişli radye yapmak çok akılcı bir sistemdir.Bu yöntemle şişmenin binaya zarar vermesi önlenir.Prensip olarak radye temeller sadece bodrum kata taban alanı büyüklüğünde yapılmaz. Üst katlarda olan açık yada kapalı çıkmaların uzunluğu boyunca yapılırlar.Bu şekilde binanın selam vermesi önlenir.(Bu tür binalara hemen her ilde rastlanır temel acemice projelendirilmiştir ve binanın kısa kenarı doğrultusunda büyük çıkmalar yapılmıştır.Temel de ise çıkmaların olduğu kısımlar boş geçilmiştir. Dolayısıyle bu kısımda devrilmem momentini karşılayacak önlem alınmamıştır.)
Radye temeller binanın büyüklüğüne bakılmadan her yapıda kullanılabilir.Özellikle sorunlu zeminlerde kullanılır diye bir şey söylemek mümkün değildir.Özellikle günümüde tecrübelerimize dayanarak diyebiliriz ki tüm binaların temelleri radye olarak planlanmalı ve imal edilmelidir. Tekil temeller ise literatür den çıkarılmalı ve her deprem bölgesinde kullanılması yasaklanmalıdır.
Bu tür temellerde(radye temel) donatı düzenine gelince her ne kadar moment diagramları dikkate alınarak pilyeli olarak dizayn edilebilirlerse de alt_üst düz ızgara olarak dizayn edilmeleri hem rijitlik sağlamaları açısından hem de homojenlik açısından idealdir.
  1. Düz radye temel
  2. Kirişli radye temel
  3. a) Alttan kirişli radye temel
    b) Üstten kirişli radye temel
  4. Mantar şeklinde radye temel
  5. Ters Kemer Şeklinde radye temel
  6. Rijit temel

DRENAJ...?


  DRENAJ  NEDİR ?
 Drenaj temellerde, konutları yüzeysel ve yeraltı sularının yol açacağı zararlardan korunmak amacı  ve bu suretle zemin yapısını uygun hale getirip, havalanmasını sağlamak, ayrıca rutubetten binaların korunması veya spor sahaları gibi daima kuru tutulması gereken yerlerde toprağa nüfuz eden yağmur sularının sürat ile uzaklaştırılarak çamur olmasını önlemek üzere yer altında suların akıtılmasını temin için yapılan tesisatdrenaj

İç Drenaj 

Dış drenaj yapma imkanı bulunmayan durumlarda bodrum katında yapılan drenaj şeklidir. Genellikle konutların merkezi yerinde bodrum döşemesi en az  2 m derinlikte ve 50x50 cm boyunda bir kuyu şeklinde yapılmaktadır. Kuyu harçsız moloz taş duvar olarak örülmekte ve üzeri sac ya da beton bir kapakla kapatılmaktadır. Kuyu üzerine, otomatik olarak çalışan bir su motoru yerleştirilmektedir. Bir ucu suyun döküleceği yere bağlanan ve su motoruyla da bağlantılanan bir su borusunun diğer ucu da kuyuya indirilmekte ancak boru, kuyu tabanından 15-20 cm yukarıda bırakılmakta ve ucuna da bir süzgeç takılmaktadır. Zeminden sızan su bodrumun taban seviyesinden 40-50 cm aşağıya kadar yükseldiğinde su pompası çalışmakta ve suyun dışarı atılması sağlamaktadır.

Dış Drenaj

İç drenajdan farkı, konut çevresinde temel duvarından 50-100 cm kadar dışarıda ve temel tabanından 30-50 cm derinde %5-10 eğimli bir kanal açılmakta ve kanal tabanına genellikle 20 cm çapındaki beton ya da kil künkler-büzler 2-4 cm aralıklarla döşenmektedirler. Künklerin ek yerlerinin alt yarısı, çimento harcıyla kapatılmaktadır. Kanal, künk yüksekliğinin yarısına kadar kil ile doldurularak iyice sıkıştırılmakta ve kil dolgu ve künklerin önce iri, sonra ufak taş parçalarıyla, yüzeye yakın kısmı ise iri kumla doldurulmaktadır. Drenaj kanalının köşe yaptığı yerlerde, en az 50x50 cm boyutunda ve kanal tabanından 15-20 cm aşağıdan başlayıp, bahçe seviyesine kadar yükselen taş ya da beton rögarlar-bacalar yapılmakta, künkler bu rögalara bağlanmakta ve en düşük seviyeli künk de dere, kanalizasyon vb. yerlere bağlanarak suyun binadan uzaklaştırılması sağlanmaktadır.
Drenaj da künk yerine delikli ve oluklu plastik PVC borular da kullanılmaktadır. Çapları 10-20 cm, boyları da 100 m'ye kadar olan bu borular, hafif ve işçiliklerin kolay olması bakımından tercih edilirler. Basit drenajlarda ise iri taş parçalarıyla, plaka taşlarla veya tuğlalarda da drenaj uygulaması yapılabilmektedir.

DRENAJ UYGULAMASININ AŞAĞIDAKİ GİBİ 18 AŞAMASI VARDIR

1- Konut çevresinde bulunan ve çalışmayı engelleyebilecek ağaç vb. bitkiler sökülerek uygun başka bir yere dikilmesi sağlanır.
2- Kepçe veya el ile kazı işlerine başlanır.
3- Ana logara uzaklığı ve uzaklığın eğimi gözden geçirilir.
4- Açılacak tranşenin ortalama derinligi 1.7 m olmalıdır. Genişliği için serbest çalışılabilir.
5- Kazı, temelin alt seviyesine kadar yapılır.
6- Bina duvarları temizlenip yıkandıktan sonra kurumaya bırakılır.
7- Fazla hafriyat döküm yerine gönderilir.
8- Temel ve duvarların kuruması ile birlikte zeminde sıvı membran uygulamasına geçilir.
9- PP3000 cam elyaflı ve keçeli  bir malzeme ile ısıtma yardımı yapılarak ek yerleri 20 -30 cm olacak şekilde üst üste getirilir ve mebran uygulaması yapılır.
10-100'lük drenflex drenaj borusunun temelin üstüne veya temel kirişi altına yastıklama 11- Drenflex borusu üzerine geotekstil malzemesi serilerek mıcır dolgusu yapılır.
12- Duvar su izolasyonu membranın zarar görmesini engellemek amacı ile subasman kotu ile drenfileks borusuna kadar drenaj levhası yerleştirilir.
13-Bütün bu işlemlerden sonra bina tesisatlarına verdiğimiz bir zarar olur ise anında onarılır.
14-Açılan tranşenin doldurulmasına başlanır.
15- Bina etrafına 50 - 80 cm genişliğinde tretuvar betonu yapılır.
16-Tretuvar betonu üstüne oluklu karo taşı döşenir.
17-Drenflex ve çatı inişleri ile yağmur suyu bacası bağlantılarının yapılmasına dikkat edilir.
18-Bahçe ve konut girişi eski haline getirilir,  test işlemi ile birlikte projenin teslimi yapılır.

                                                     ( konu anlatımı için pdf i inderebilirsiniz  !!!)


Kolonlar ...!

KOLON (SÜTUN) 
Kolon veya sütun, taşıyıcı sistemde düşey yapı elemanlarına verilen isimdir. Yapıda dış ve iç etkilerden oluşan kuvvetleri (moment, kesme kuvveti vb.) temellere, dolayısı ile zemine aktarırlar. Boyutlandırılmaları gelen kuvvetlere göre yapılan hesaplamaların dışında; yönetmeliklerde malzeme cinsine göre belirtilen minimum boyutlardan küçük olamaz. Taş veya tuğla örülerek yapılan taşıyıcı ayaklara ise paye denmektedir.
Yapı tarihinin en başından beri yapıları ayakta tutmak için kullanılagelmiştir. İlk zamanlarda taş, ağaç gibi doğal malzemeler kolon yapımında kullanılmışsa da modern teknolojinin gelişmesi ile birlikte bir tür yapay bağlayıcı olan çimento ve iskeleti oluşturan çelikten imal edilmiş betonarme veya yalnızca çelikten kolonlar kullanılmaya başlanmıştır.
Kolonlar yapı sistemlerinde, genellikle kirişlerden gelen yükleri temele, dolayısı ile zemine aktarırlar. Kolonlarda oluşabilecek bir hasar, yapının göçmesine varabilecek kadar ağır hasarlara neden olabilmektedir.
Kolon tanımı genellikle yapısal elemanın, geometrik yerleşimiyle ilgili bir özelliğini çağrıştırsa da, betonarme davranışı açısından irdelendiğinde diğer tür elemanlardan (kiriş, döşeme, perde vb.) farklı bir mekanik davranışı ortaya koyar. Betonarme Yapıların Tasarım ve Kuralları (TS500-2000) isimli Türk Standardında belirtildiği üzere (Bölüm 7.3) hesap eksenel basınç değeri 0.1 * fck * Ac  değerini aşmayan elemanlar eğilme elemanı olarak tasarlanırlar. Kirişler ve de döşemeler çoğunlukla bu tanıma uyarlar. Bu şartın dışındaki elemanlar ise, eksenel kuvvet seviyesinde bir üst sınır olmakla birlikte, eksenel kuvvet ve eğilmenin birlikte etkimesi durumuna göre tasarlanırlar (TS500-2000 Bölüm 7.4 ve Deprem Yönetmeliği ilgili bölümü). Kolonlar ise çoğunlukla bu davranış tanımına girerler. Ancak eğer bir yatay elemanın (kiriş) eksenel yük seviyesi yanal yüklerden dolayı bu tanıma giriyorsa kolon gibi tasarlanması gerekliliği vardır.
TARİHÇESİ
Mimari anlamda kolonların ilk kullanıldığı yapılar eski Mısır'da MÖ 2600 yıllarında taş kalıplarla yapılan Imotep tapınağında görülmüştür.
Mimari anlamda kolonların kullanıldığı diğer bir uygarlık ise Persler'dir. Perslere ait Apadana Tapınağı'nda 70 x 70 metre ebatlarında olan yapıda birçok kolon kullanılmıştır. Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.
Ayrıca kolonlar değişik medeniyetlerce yapısal eleman dışında; vergi taşları, sadaka taşı olarak da kullanılmıştır.
<Kolonlar birçok ebatlarda tasarlanabilir. Bazıları kesme taşların üst üste dizilmesi ile imal edilmişlerdir. Bazıları da bütün olarak, taşların yontulması ile imal edilmişlerdir.
ESKİ ZAMANLARDA KOLON ÜRETİMİ
Eski dönemlerde, yekpare kolonların ağırlıkları yüksek olduğu için taşınmaları ve yerleştirilmeleri zor olmuştur. Diğer kolonlar; kesme taşların üst üste konulması ya da taşların harçlarla birleştirilmesi şeklinde imal edilmiştir.Ayrıca genellikle bu tip kolonlarda; oluşacak gerilmeleri karşılamak için farklı taşlar ya da metal parçaları da kullanılmıştır. Genellikle kolonlar mukavemeti düşük betonlardan, tuğlalardan ya da taş parçalarından imal edilmişlerdir.
KONU ANLATIMINI AŞAĞIDAKİ LİMİTTEN İNDİREBİLİRSİNİZ....!!!

DEMİR, İNŞAAT DEMİRİ NEDİR ? ve KULLANIM ALANLARI

Demir, atom numarası 26 olan kimyasal element. Simgesi Fe dir (Lat. Ferrum dan). Elektrolizle arıtılmış (%99,97+) saflıkta demir parçaları ve karşılaştırma için yüksek saflıkta (99,9999 % = 6N) 1 cm3 hacminde demirden bir küp.

İnşaat Demiri, Betonarme yapılarda kayma ve çekme gerilmelerini karşılamak amacı ile beton içine konulan, özel şekillendirilmiş çeliğe inşaat demiri denir.

Demir, yerkabuğunda en çok bulunan metaldir. Yerkürenin merkezindeki sıvı çekirdeğin de tek bir demir kristali olduğu tahmin edilmekle birlikte, demir nikel alaşımı olma ihtimali daha yüksektir. Dünyanın merkezindeki bu kadar yüksek miktardaki yoğun demir kütlesinin dünyanın manyetik alanına etki ettiği düşünülmektedir.

Demir metali, demir cevherlerinden elde edilir ve doğada nadiren elementel halde bulunur. Metalik demir elde etmek için, cevherdeki katışkıların (İndg: impurity) kimyasal indirgenme yoluyla uzaklaştırılmaları gerekir. Demir, aslında büyük ölçüde karbonlu bir alaşım olarak kabul edilebilecek olan çelik yapımında kullanılır.

Demir, karbonla birlikte 1420–1470K sıcaklığa kadar ısıtıldığında oluşan sıvı ergiyik %96,5 demir ve %3,5 karbon içeren bir alaşımdır ve dökme demir veya pik olarak adlandırılır. Bu ürün ince detaylı şekiller halinde dökülebilirse de, içerdiği karbonun çoğunu uzaklaştırmak amacıyla dekar bürize edilmediği sürece, işlenebilmek için fazlasıyla kırılgandır.
Anma çapı
(D) (mm)
Çevre Uzunluğu
(cm)
Anma Kütlesi
(Kg/1m)
Çevre Uzunluğu
(mm)
Anma Kütlesi
(Kg / 12m)
8
2,51
0,395
50,3
4,74
10
3,14
0,617
78,5
7,404
12
3,77
0,888
113
10,656
14
4,4
1,21
154
14,52
16
5,03
1,58
201
18,96
18
5,65
2,00
254,4
24
20
6,28
2,47
314
29,64
22
6,91
2,98
380
35,76
25
7,54
3,85
491
46,2
28
8,17
4,83
616
57,96
30
8,8
5,55
706,5
66,6
32
9,43
6,31
804
75,72

KULLANIM ALANLARI
Demir, tüm metaller içinde en çok kullanılandır ve tüm dünyada üretilen metallerin ağırlıkça %95'ini oluşturur. Düşük fiyatı ve yüksek mukavemet özellikleri demiri, otomotiv, gemi gövdesi yapımı, ve binaların yapısal bileşeni olarak kullanımında vazgeçilmez kılar. Çelik, en çok bilinen demir alaşımı olup, demirin diğer kullanım formları şunlardır:

* Pik demir: %4–%5 karbon ve değişen oranlarda katışkı (S, Si, P gibi) içerir. Demir cevherinden dökme demir ve çeliğe giden yolda bir ara ürün olarak değerlendirilebilir.

* Dökme demir: %2–%4 arasında karbon, %1 – %6 silisyum, ve az miktarda manganez içerir. Pik demirde bulunan ve malzeme özelliklerini olumsuz etkileyen, kükürt ve fosfor gibi katışkılar, kabul edilebilir seviyelere düşürülmüştür. 1420–1470 K arasındaki ergime sıcaklığı, her iki bileşeninin ergime sıcaklığından daha düşüktür ve bu özelliği ile demir ve karbon birlikte ısıtılmaları durumunda ilk ergiyen ürün olur. Mekanik özellikleri, büyük ölçüde, bileşiminde bulunan karbonun aldığı forma bağlıdır. 'Beyaz' dökme demirlerde karbon sementit veya demir karbür şeklindedir. Bu sert ve kırılgan bileşik, beyaz dökme demirleri sertleştirir fakat darbelere karşı dayanıksız kılar. Öte yandan, 'gri' dökme demirlerde karbon, serbest ince grafit pulcukları halindedir ve bu da, keskin kenarlı grafit pulcuklarının gerilim arttırma karakterinden dolayı malzemeyi kırılgan yapar. Gri dökme demirin daha yeni bir türü olan 'sünek demir'de ise, malzemenin tokluk ve mukavemetini arttırmak için, dökme demirin az miktarda magnezyum ile muamele edilip grafit pulcuklarının şeklinin küresel veya nodüler hale dönmesi sağlanır. ,

* Karbon çeliği: %0.4–%1.5 arasında karbon ile az miktarlarda manganez, kükürt, fosfor, ve silisyum içerir.

* Dövülebilir dökme demir: %0.2 den daha az karbon içerir, tok ve dövülebilir bir üründür.

* Alaşımlı çelik: değişen miktarlarda karbonun yanı sıra, krom, vanadyum, molibden, nikel, tungsten gibi diğer metalleri de içerir ve daha çok yapısal alanlarda kullanılır. Demirçelik metalurjisindeki son gelişmeler, çok çeşitli mikroalaşımlandırılmış çeliklerin ('HSLA' veya 'yüksek mukavemet, düşük alaşım' çelikleri) ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çelik alaşımlarının en büyük özeliği, çok küçük miktarlardaki alaşım elementi ilavesiyle çok yüksek mukavemet ve tokluğun elde edilebilmesidir.

* Demir(III) oksit: bilgisayarlarda manyetik depolama ünitelerinin yapımında kullanılır

İnşaat mühendisliği

İnşaat Mühendisliği ; Bina, karayolu, demiryolu, metro, köprü, tünel, rıhtım, baraj, sulama, pis su arıtması gibi yapıları tekniğe uygun ve ekonomik olarak tasarlayan ve yapım çalışmalarını denetleyen kişidir.
GÖREVLER :
Yapılması istenen yapının, inşaat alanına uygun olup olmadığını inceler, mühendislik hesapları yapar, bunlarla ilgili projeler hazırlar, gerekli malzeme ve donanımı hesaplar ve yapım araç-gereçleri sağlar,
- İnşaat projeleri ile ilgili olarak proje ve ihale dosyası hazırlar,
- Şantiye kurdurur, gerekli insan gücü, malzeme ve araç-gereci sağlar,
- Uygulamada ortaya çıkan proje hatalarının düzeltilmesine çalışır,
- Özel ve teknik şartnameler ve sözleşmeler, özel fiyat analizi hazırlar, ihale komisyonuyla birlikte ihale işlemlerini yapar,
- Geçici ve kesin kabul komisyonlarında yer alarak inşaatın devir, teslim işlemlerinin yapılmasını sağlar,
- İnşaatla ilgili sorunlarda bilirkişi olarak görev yapar.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER:
- Hesap makinesi, bilgisayar, büro çalışmalarında teknik resim çizim aletleri,
- Ölçme aletleri (zemin ölçme aletleri, takometre gibi).
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
İnşaat mühendisi olmak isteyenlerin;
- Üstün bir akademik yeteneğe,
- Sayısal akıl yürütme gücüne sahip,
- Şekiller arasındaki ilişkileri görebilen (örneğin, bir küpün açılımının nasıl olacağını zihinde canlandırabilen),
- Fen bilimlerinde özellikle matematik ve fizikte başarılı,
- Sorumluluk sahibi, dikkatli,
- Bir işi planlayabilen ve uygulamaya koyabilen,
- Başkalarını etkileyebilen,
- Yaratıcı
kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
İnşaat mühendisi, çizim yaparken büroda, yapım aşamasında inşaatlarda çalışır. Proje mühendislerinin çalışma ortamı rahat olmasına rağmen, şantiye mühendislerinin çalışma ortamı tozlu, gürültülü, yazın sıcak, kışın soğuk olabilir. İnşaatta çalışırken az da olsa kazaya uğrama tehlikesi vardır. Çalışma saatleri düzenli olabileceği gibi hafta sonu çalışması da olabilir. Özellikle büyük firmalarda çalışan meslek elemanları sık sık seyahat edebilirler. Çalışırken tesisat konusuyla ilgili tekniker ve mühendislerle, mimarlarla, teknik ressamlarla, işçilerle iletişimde bulunabilirler.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
İnşaat mühendisleri, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda görev alabilirler. Genel olarak TC Devlet Demiryolları, Karayolları, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığında çalışmaktadırlar. Kendi işyerlerini açabilirler. Çeşitli inşaat firmalarına bağlı olarak yurt dışında çalışan inşaat mühendisleri de vardır.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi, liseden sonra Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile girilen çeşitli üniversitelerin “İnşaat Mühendisliği” bölümlerinde verilmektedir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitim süresi 4 yıldır. Eğitim süresince; Matematik, Fizik, Kimya, Teknik Resim, Yabancı Dil, Bilgisayar Programlama, Jeoloji, Mühendislik Mekaniği, Mühendislik Ekonomisi, Malzeme Bilimi, İnşaat Mühendisliği Bilgisi Uygulaması, Topografya, Yapı Malzemeleri, Ulaştırma Mühendisliği, Zemin Mekaniği, Hidroloji, İstatistiksel Yöntemler, Zemin Mekaniği, Hidromekanik, Yapı Statiği, Temel Mühendisliği, Su Kaynakları Mühendisliği, Betonarme, Yapım Mühendisliği ve İşletmesi, Çelik Yapılar, Yapı Tasarımı vb. dersleri almaktadırlar. Eğitim sırasında staj zorunluluğu vardır.
MESLEKTE İLERLEME
Kişi temel meslek eğitiminden sonra yatırımcı kuruluşların, meslek odalarının ve büyük firmaların açtığı mesleki eğitim kurslarına katılabilir, üniversitede akademik kariyer yapabilir. Yapı malzemesi, yapı işletmesi, deprem mühendisliği, jeoteknik (yer bilimleri), hidrolik, su yapıları (barajlar, bentler, dalga kıran), yol, demiryolu gibi alanlarda uzmanlaşmak mümkündür.
BENZER MESLEKLER: Mimarlık, jeofizik mühendisliği, çevre mühendisliği, inşaat teknikerliği.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
- Öğrenciler öğrenimleri süresince, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan öğrenim ve harç kredisi, çeşitli kuruluşlardan burs alabilirler.
- Kamu kurumlarında çalışanlar teknik hizmet sınıfının faydalandığı zam ve tazminatlardan yararlanırlar. Özel işyerlerinde çalışanlarda kazanç tecrübeye ve bölgelere göre değişmektedir. Kendi iş yerlerini açarak müteahhitlik yapanlarda ise ücret yapılan işe göre değişkendir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili eğitim kurumları,
- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
- Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri.

Çimento...?

Çimento, esas olarak, doğal kalker taşları ve kil karışımının yüksek sıcaklıkta ısıtıldıktan sonra öğütülmesi ile elde edilen hidrolik bir bağlayıcı malzeme olarak tanımlanır.
Çimento tanelerinin göz açıklığı 5 ile 90 mikron arasındadır. Diğer bağlayıcı maddeler gibi çimentolar da, CaO, MgO gibi alkalin öğeler ve SiO2, Al2O3 ve Fe2O3 gibi hidrolik öğelerden oluşur.
      Çimento bağlayıcılık görevini su ile tepkimeye girdikten sonra kazandığı için hidrolik bağlayıcı olarak adlandırılır. Alkalin ve hidrolik öğelerin oranları bağlayıcı maddenin niteliğini belirler.
      Çimento, su ile karıştırılıp plastik hamur durumuna geldikten bir süre sonra havada ya da su içinde yavaş yavaş katılaşır. bu katılaşma olayına piriz adı verilir. Normal şartlar altında ( 28 derece sıcaklık ve yağmursuz havada ) bu katılaşma olayı ilk on dakikada başlar ve adına Yalancı Piriz denir, bir saat civarında ise donma ve mukavemet artar. Ancak bu olay içinde bulunulan koşullara bağlı olarak değişiklik gösterebilir, herhangi bir kimyasal priz geciktirici kullanılmadıysa ve hava sıcaklığı çok düşük değilse yaklaşık 10 saat gibi bir süreçte donma gerçekleşir.
ÇİMENTO TÜRLERİ
  1. Portland Çimentosu: Betonarme yapılarda kullanımı en yaygın çimento türüdür. Portland çimentosu belirli oranda kalkertaşı (CaCO3) ve kilin (SiO2 ve Al2O3) karıştırılıp klinkerde pişirilmesinden sonra bilyalı degirmende öğütülmesiyle elde edilir. Çimentonun sertleşmesini geciktirmek üzere klinker'e bir miktar alçı taşı da eklenir.
  2. Yüksek Fırın Cüruf Çimentosu: Granüle yakın fırın cürufu ile Portland çimentosu klinkeri karışımının az miktarda alçıtaşı ile öğütülmesi ile elde edilir. Genelde, bu tür çimentolar deniz suyu ve diğer sülfatlı ortamlarda portland çimento suna kıyasla daha yavaş dayanım kazanırlar ve daha yüksek bir dayanıma sahip olurlar. Ancak geçirimlilikleri daha düşüktür.
  3. Traslı Çimentolar: Traslar silisli ve alüminli maddeler içeren volkanik tüflerdir. Kendi başlarına bağlayıcılık özellikleri olmamasına rağmen, çimentoda mevcut kireçle bu özelliği kazanırlar. Bu tür çimentolar imalat aşamasında portland çimentosu klinkerine aktif volkanik tüfler veya benzeri traslar katılarak, bunların öğütülmesiyle elde edilir. Karışımda ki tras oranı %20-%40 düzeyinde tutulur. Bu tür çimentoların geçirimliliği az hidrasyon ısıları düşük olduğundan genellikle su yapılarında kullanılırlar.
  4. Katkılı Çimentolar: Portland çimentosu klinkerinin ağırlıkça en fazla %19'nun puzolanik malzeme ile değiştirilmesi ve alçı taşı eklenmesiyle elde edilir. Katkılı çimento tarslı çimento için belirtilen özelliklere sahiptir fakat traslı çimentodan farkı puzolan oranının daha fazla olmasıdır.
  5. Diğer Çimento Türleri :
    1. Uçucu Küllü Çimento
    2. Süper Sülfat Çimentosu
    3. Sülfata Dayanıklı Çimento
    4. Erken Dayanımı Yüksek Çimento
Düşük hidratasyon ısılı çimento: 28% (C3S), 49% (C2S), 4% (C3A), 12% (C4AF), 1.8% MgO, 1.9% (SO3) birleşiminden oluşur. (C2S) ve(C4AF) oranları yüksek and (C3S) ve (C3A) oranları oldukça düşüktür.
C3A için üst sınır %7 ve C3S için üst sınır 35% dir. Düşük hidratasyon ısısının sağladığı avantajlar sayesinde baraj inşaatlarında kullanılır. Yazın yüksek sıcaklıklı günlerde karışım sıcaklığını düşürmekte önemli bir katkısı yoktur. Günümüzde yerini puzolan (granüle yakın fırın cürufu) katkısı ile sunulan normal çimentoya bırakmaktadır. Son dayanım değeri açısından normal çimentodan güçlüdür.
ÇİMENTO ANA HAMMADDELERİ
kalker(kireç taşı):Oldukça geniş bir kullanım alanı bulunan kalker (kireç taşı) sedimanter bir kayaç olup, çimento üretiminde çok büyük bir önem teşkil etmektedir.
Kimyasal bileşiminde en az %90 CaCO3 vardır. Kalkerin sertlik derecesi, Mohs sertlik skalası'na göre 3, özgül ağırlığı ise 2,5-2,7 gr/cm3'tür.

Marn:Kil ve kalker karışımı bir maddedir. Özgül ağırlığı 2,0-2,9 gr/cm3'tür. Çimento sanayi için, kalker ve kilin beraber bulunduğu tek doğal hammaddedir.
%50-70 kalker ve %30-50 kilden oluşmuş kayaca marn denir. Klinker, kil ve kalker içeren hammaddenin öğütüldükten sonra pişirilmesiyle elde edilir. Marn ise bu ikisini doğal olarak içerdiğinden ve kalkere kıyasla daha kolay öğütülmesinden dolayı, uygun bir hammaddedir.
Kil:Killerin ana maddesi alüminyum silikat hidratlardır. Çimentodaki alkalilerin ana kaynağı da kil bileşenleridir. Kil minerallerinin temel özelliği kimyasal bileşiminde Al2O3 bulunması ve sulu alüminyum silikattan oluşmasıdır.





TÜRKİYE'DE ÇİMENTO STANDARTLARI 
Türkiye'de çimento üretimine ilişkin ilk geliştirilen standart 1959 yılının 6/640 numaralı standardıdır. Bu standart'ta değişik portland çimento, yüksek fırın cüruf çimentosu gibi çimento türlerine ilişkin üretim standartları belirlenmiştir. 1975 ve 1985 yılları arasında eski standartları iptal eden ve çimento çeşitlerini 6'dan 11'e çıkaran 6 farklı standart geliştiren Türkiye, 2000 yılında Avrupa standartlarını norm haline getirmiş ve EN 197 standardını benimsemiştir. Bu standart çerçevesinde CEM I, CEM II, CEM III, CEM IV ve CEM V tipleri tanımlanmıştır. Ayrıca yeni katkı maddelerinin standartları ile yeni kimyasal, fiziksel, mekanik test metot ve uygulamaları da EN 197 kapsamındadır.

Emprenye nedir?



Özellikle dış etkilere (Atmosferik vb. koşullara) maruz 
ortamlarda yaptırıcak olduğunuz ahşap imalatlar için ge
rekli olan emprenye işlemi ile ilgili genel bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.
Vakum ve 10.5 ato basınçla çeşitli kimyevi maddeler kullanılarak, ahşabın özüne kadar işlenir ve çürümeyi önler.
Neden Emprenye?

Emprenye ahşap malzemenin çevre iklim şartları, yüksek ısı, nem, mantar, böcek, termit, deniz kurdu vb. gibi çürüme sonucu hizmet dışı kalmasına neden olan faktörlere karşı en az 10 kat artırır. Örneğin Emprenye edilmiş bir elektrik yada telefon direğinin hizmet ömrünün 50 yıl, Emprenyesiz direğin ömrünün 5 yıl olduğu unutulmamalıdır.


Emprenye Nerelerde Uygulanır?

* Çocuk Oyun Gruplarında
* Köprü İnşaatlarında
* Çit Kazıklarında
* Çatı ve Ahşap Zemin kaplamalarında
* Pergole, Kamelya, Bank, Çiçeklikler vb.
* Deniz suyu, ve Deniz Kurtlarına karşı İskele yapımında
* Ahşap Yalı baskı ve Karkas yapımında
Kısaca Ahşabın bulunduğu tüm mekanlar kullanılır.

Emprenye Nasıl Yapılır?

Emprenye 10,5 ato basınç, vakum, metodu ile yapılmaktadır.
Ahşap malzeme yatık silindir ile içine sevk edilir. Kapakları kapandıktan sonra, vakum işlemi başlatılır. Vakum ahşap malzemenin hücre boşluklarındaki hava ve rutubet alınır. Daha sonra ikinci silindir tanktan emprenye ilacı ahşabın olduğu kısma aktarılır ve yüksek basınç ile (10,5 ato) ahşabın özüne kadar ilaç zerk edilir. Basınç işlemi bittikten sonra tekrar vakum işlemi başlar ve bir müddet sonra kapakları açılır. Ve emprenye edilmiş ahşap elde edilir.

Not: Emprenye işlemi tatbiki ve basınçları uygulamacı firmaların tesislerinin özelliklerine göre değişebilir.

Beton kürü

Beton Kürler, tüm beton yüzey sertleştirici ve diğer beton uygulamalarından hemen sonra taze betonu kürlendirmek için kullanılır.Beton Kürler su bazlı, akrilik reçine esaslı bir kür sıvısıdır. Beton yüzeyine uygulandığında ince bir tabaka oluşturur ve betondaki suyun hızlı buharlaşmasını önler. İstenildiğinde eski beton yüzeyinin performansını artırmak, tozumayı azaltmak için kullanılabilir.

KULLANIM ALANLARI
Tüm dikey ve yatay beton yüzeylerinde;
• Endüstriyel zeminler
• İç ve dış mekanlarda..
• Betonarme döşemeler.
• Otoparklar, depo zeminleri.
ÖZELLİKLER
• Beton Kürler ile kürlenmiş bir betonun mukavemeti normal betona göre % 20 – 25 artar.
• Betonda kürlenme sırasında meydana gelebilecek çatlaklıkları önler.
• Beton yüzeyindeki tozumayı azaltır.
• Su bazlı olduğundan yanıcı değildir ve kolay kullanılır.
• Kanaviçe, çuval,sulama gibi diğer kürleme metotlarına göre daha pratiktir.
• Uygulanan yüzey üzerine daha sonra yapılacak kaplamalar için engel teşkil etmez.
• Eski beton yüzeylerinde betonun performansını artırmak için uygulanabilir.
SARFİYAT
Beton yüzeyinin emiciliğine ve ortam ısısına bağlı olarak;
Fırça, rulo uygulamalarda 0.060 – 0.100 lt / m2
Püskürtme uygulamalarda 0.100 – 0.120 lt / m2
TEKNİK VERİLER
Malzeme yapısı Akrilik reçine
Görünüm Beyaz likit
Uygulama sonrası görünüm Şeffaf
Yoğunluk ~ 1 kg / litre
Parlama noktası Yok, yanıcı değildir.
Kuruma süresi (20oC) 1-2 saat (ASTM C309)
Standartlar ASTM C 309 , Tip 1
UYGULAMA
Beton Kürler uygulanmadan evvel beton yüzeyinde herhangi bir işlem yapmak gerekmez. Uygulama, beton ve yüzey sertleştirici uygulamasından sonra, beton yüzeyi bozulmayacak kadar priz alınca – beton yüzey suyu buharlaştıktan sonra, kalıpların sökülmesinden hemen sonra, derzlerin oluşumundan evvel yapılır. Fırça veya rulo uygulamalarda, beton yüzeyine zarar vermemek için, betonun yeterli priz alması gerekir. Püskürtme uygulamalarda, malzeme yüzeye eşit kalınlıkta ince bir tabaka halinde püskürtülür. Malzeme kullanılmadan önce iyice çalkalanmalıdır. Kür uygulaması yapıldıktan sonra malzemenin kuruma süresi, 20o C sıcaklıkta, 1-2 saattir. (ASTM C309) Kürlenmiş beton üzerine daha sonra yapılacak uygulamalarda beton yüzeyi kür maddesinden arındırılmalıdır. Malzeme eski beton üzerine Performans artırıcı olarak uygulanabilir.
GÜVENLİK VE EMNİYET
Malzemenin cilt ve göz ile teması önlenmeli, temas halinde bol su ile yıkanmalıdır. Kullanım sırasında eldiven kullanılmalıdır.
AMBALAJ VE DEPOLAMA
20-30 lt bidon, 200 lt. varil.
Orijinal bidon veya varilde, serin ve korunaklı bir yerde,
+50C üzerinde, en az 12 ay depolanabilir.